Kahve

Berkin’in Gözünden Kahve

 

Sanırım dünyada en çok yazılar yazılan, şarkılara konu olan hatta belgeselleri çekilen içecek Kahvedir. Benim de fotoğraf satışı için en severek hazırladığım konseptler hep kahve ile ilgili olanlar oluyor. Çünkü sadece kahve değil yanındaki yardımcıları da genelde göze hoş gelen malzemelerden oluşuyor.

 

Aslında bugün kucağımda bilgisayarım, yanımda filtre kahvem ile yeni sayımızda ne yazacağımı düşünüyordum. Yazımı yazıp bitirdikten sonra da yaz ayları için diet ile alakalı fotoğraf konspetleri çalışacaktım. İçtiğim kahvenin kokusu da burnuma buram buram gelince “Mutlaka yeni kahve konseptleri de çekmeliyim” diye düşündüm. Bunu düşünürken de “Eskiden çekmiş olduğum onlarca kahve fotoğrafım varken niye kahve ile ilgili yazmıyorum ki” dedim ve yazmaya başladım.

 

Aslında hepimizin hemen hemen her gün en az bir kez içtiği bir içecek kahve. Hatta birkaç haber sitesinde yazdığına göre su ve çaydan sonra dünyada en fazla tüketilen içecekmiş. Öyle ki günlük tüketimi 2024 yılında 2 milyar fincan olarak tahmin edilmiş.

 

Ben lezzet olarak kahve ile biraz geç tanıştım. Askere gidene kadar neredeyse kahvenin hiçbir çeşidini içmiyordum. Vatani görevimi yaparken sütü ve şekeri hazır olan kahvelerden içmeye başladım. Gerçi ilk başta ona da biraz şeker ilavesi yapıyordum. Zamanla önce şeker eklemeyi bıraktım, sonra şekerlisi olanı içmemeye başladım ve en son olarak sadesini tercih ettim.

 

Askerden döndükten sonra da çabuk kahveler yerine filtre kahvelere geçiş yaptım ve halen orada kaldım. Fakat Türk kahvesine bir türlü alışamadım. Oysaki çocukluğumda yaşadığımız apartmanda sabah kahvesi alışkanlığı vardı. Kahvaltıdan sonra mutlaka bir komşu teyze bize gelir ya da biz bi komşu teyzeye gideriz ve annemler kahve içerdi. Sanırım benim Türk kahvesini sevememem telvesinden kaynaklı. Kahveden sonra fal için kapatılan fincanlar çok ilgimi çekiyordu. Bir kez bana da fal bakılmasını istedim ve zar zor içerek kahveyi bitirdim. Şakasına mı söylediler gerçekten mi öyle bilmiyorum ama kahve falı bakmak için telvenin de tadına bakmam gerektiğini söylemişlerdi. Ve o zamanlar fal için kahve içmeye de telve yemeye de katlandım ama bu olay beni Türk kahvesinden daha da soğuttu. Bakılan fal da hiç doğru çıkmadı zaten.

 

Kahve çekirdekleri dünya çapında en az 70 ülkede üretiliyormuş. Ve kahvenin 100’den fazla çeşidi varmış. Ayrıca biliriz ki bir kahvenin 40 yıl hatırı vardır.

 

Efsaneye göre kahvenin keşfi 9.yüzyılda Etiyopya’da başlıyormuş. Rivayete göre bir çoban keçilerin bazı kırmızı meyveleri yedikten sonra enerjik bir şekilde zıplamaya başladığını fark etmiş. Çoban bu meyveleri toplayıp yerel bir manastıra götürmüş. Rahipler, meyveleri kaynatıp içince, gece boyunca uyanık kalabildiklerini keşfetmişler. Ve bu keşif, kahvenin dünyaya yayılmasının ilk adımı olarak kabul edilmiş.

 

Türk kahvesi kültürü ise 16. Yüzyılda kahvehanelerde servis edilmesi ile başlamış. 2013 yılında Türk kahvesi kültürü ve geleneği, Unesco’nun Somut olmayan Kültürel Miras listesinde yerini almış.

 

Günümüzde artık kahve çeşitlerini içmek için bir çok kahve dükkanları bulunuyor. Özellikle gençlerin sosyalleşmek için buluşma noktaları haline gelen bu dükkanlarda sıcağından soğuğuna farklı farklı kahveleri içmek mümkün.

 

Fincanımdaki kahvenin sonuna geldiğimde yazımın da sonuna geldiğini fark ettim. Akşama bir fincan kahve ile de yazıya ekleyeceğim fotoğraflarımı seçerim. Umarım siz de kahve eşliğinde dergimizi keyifle okursunuz.